Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Hakkında Bilgilendirme
(Hazırlayan: Stajyer Psikolog Nil Yıldırım)
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), dikkatin kolayca dağılması, aşırı hareketlilik ve dürtüsellik (aklına geleni hemen yapma, sonucunu düşünmeden hareket etme) belirtilerinin, kişinin yaşamında en az bir alanı olumsuz etkileyecek boyutta olmasıyla kendini gösteren bir psikiyatrik bozukluktur.
DEHB’de 3 alt tip gözlenmektedir: Birincisi hem dikkat eksikliği hem hiperaktivite olan birleşik tiptir. İkincisi yalnızca dikkat eksikliği olan tiptir. Üçüncüsü ise yalnızca hiperaktivite olan tiptir. Dürtüselliğe ise genel olarak üçüncü tipte hiperaktivite ile birlikte daha fazla rastlanmaktadır.
DEHB’i üç temel belirtiyle izleriz, birincisi dikkat eksikliği; ikincisi hiperaktivite ve üçüncüsü dürtüselliktir. Çocuklarda görülen DEHB’den bahsederken, gerek aileler gerek öğretmenler tarafından bu çocuklar farklı şekillerde gözlemlenebilir. Bu çocuklar dinlemiyor gibi görünebilir, dikkatsizce hatalar yapabilir veya dalgın olabilir, bu belirtiler dikkat eksikliği ile alakalı belirtilerdir. Bazı çocuklar yerinde duramaz, sürekli ses çıkarır veya şarkı söyler, bu belirtiler de hiperaktivite ile ilgilidir. Dürtüsel olan çocuklar için ise söz kesme, sırasını bekleyememe, sabırsız davranma gibi belirtiler sayılabilir.
DEHB için birçok kişiye tanıdık gelecek yan belirtiler de bulunmaktadır. Bunlara örnek olarak organizasyonda sıkıntı yaşama, dağınık olma, sakarlık, unutkanlık, yavaşlık, sabah uyanmada zorluk ve kimi zaman saldırganlık sayılabilir. Bunlara ek olarak DEHB’li kişiler duyusal aşırı duyarlılık yaşayabilirler, bu bazı kıyafetlerden veya etiketlerden rahatsız olabilme ve gıda seçiciliği ile ilgilidir. DEHB’li çocukların sosyal olgunlukları da yaşıtlarından farklıdır. Bu çocukların hal ve hareketleri ile biyolojik yaşları arasında 2 yaş fark olabilmektedir, yani on dört yaşındaki bir çocuk on iki yaşında gibi davranabilir.
DEHB genel olarak geç fark edilen ve geç tanı koyulan bir bozukluktur, çünkü özellikle sadece dikkat eksikliği olan DEHB olan çocuklar büyüme çağında okul ortamında uyum bozucu davranışlar göstermeyebilir dolayısıyla bu fark edilmelerini lise çağına kadar çekebilir. Genelde yalnızca okulda bulunarak dersleri bir şekilde götürebilen çocuk bunu lisede başaramayabilir ve aileler bu düşüşle birlikte çocukları bir uzmana yönlendirebilir. Buna ek olarak DEHB olan kız çocukları DEHB olan erkek çocuklarına göre daha kolay fark edilebilmektedir çünkü toplumumuzda erkeklerin yaramazlığı ve hareketliliği daha beklenen bir durumdur. DEHB toplumda %3-5 oranında görülmektedir, bu da yaklaşık olarak her 20-30 öğrenciden birinin DEHB olduğunu gösterir. Kızlarda genel olarak dikkat eksikliğine daha sık rastlanmaktadır.
DEHB’in oluşumunda beynimizde gerçekleşen birkaç farklı süreç etkilidir ancak bunu daha kolay anlatabilmek için fren metaforu kullanılabilir. Beynimizde fren sisteminden sorumlu olan bölgelerde yaşanan aksaklıklardır. Bunu anlamak için freni olmayan bir araba hayal edilebilir. Nasıl ki freni olmayan bir araba duramaz, DEHB’li beyin de frene basamaz. Bu sebeple DEHB yalnızca psikolojik bir durum değildir, DEHB olan bireylerin beyinlerinde DEHB olmayan bireylere göre birçok farklılık gözlenmiştir. Bunlardan biri, DEHB olan bireylerin beyinlerinde zaman yönetimiyle de ilişkili olan serebellum bölümünün diğerlerine göre daha küçük olmasıdır. Bu, neden zaman yönetimi konusunda sıkıntı yaşadıklarını açığa kavuşturmaktadır. Bunun dışında; dikkat, ödül ve motivasyonla ilişkili olan dopamin de DEHB için önemli bir rol oynamaktadır.
DEHB’in oluşmasında hem kalıtsal hem çevresel nedenlerden söz etmek mümkündür. Kalıtsal olarak aile üyelerinin birinde DEHB olan bireylerin diğer aile üyelerinde de DEHB görülmesi oldukça olasıdır. Çevresel etmenlerden bahsederken ise doğum öncesinde annenin alkol, sigara kullanması veya fazla strese maruz kalması ve doğum esnası komplikasyonları DEHB’in oluşmasında rol oynamaktadır.
1-3 yaş arası çocuklarda DEHB riski ekran süresiyle artmaktadır. İnternet ortamında haftalık olarak fazladan geçirilen her saat depresyonu %1, yalnızlık hissini %4 artırmaktadır.
DEHB ile birlikte görülebilen birçok komorbidite bozukluk vardır. Kaygı bozukluğu, depresyon, davranım bozukluğu, karşıt gelme bozukluğu, özel öğrenme güçlükleri, uyku bozuklukları, otizm spektrum bozukluğu, tik bozuklukları, bağımlılık ve yeme bozuklukları bunlardan bazılarıdır. Bulimiya ve tıkınırcasına yeme bozukluğunda dürtüsellikten bahsetmek anoreksiyaya kıyasla daha mümkündür. Davranım bozukluğu tanısı olan ergenlerin önemli bir kısmı ileride antisosyal kişilik bozukluğu gösterebilmektedir. Bu bozukluğu olan çocuklar asi ruhlu, inatçı, hırçın olabilir, çevresine ve eşyalara zarar verebilir ve saldırganlık gibi belirtiler gösterebilir. Bu çocuklar kendilerine hayır denmesini sevmez ve istediklerinin olmasını isterler. Ancak gelişim ve ergenlik dönemlerinde karşı gelme davranışları daha normal kabul edilir bu yüzden bu tanı konulurken dikkatli olunmalıdır. Bunların dışında gece terörü ve huzursuz bacak sendromu da DEHB ile birlikte görülebilmektedir.
Fakat tüm bunlara ilaveten elbette ki DEHB’in avantajları da vardır. DEHB’li bireyler sosyal açıdan olumlu davranışlar gösterebilirler. Çevreleri tarafından çok espritüel, eğlenceli, cana yakın, enerjik görülebilirler. DEHB’li kişiler yeni durumlara daha kolay adapte olabilir ve daha çok risk alabilirler ve yaratıcıdırlar.
DEHB’in tanısında yardımcı olan birkaç test bulunmaktadır: Moxo dikkat testi, WISC-R ve WISC-IV bunlardan birkaçıdır. Ancak bu testler tanı yerine geçmez, yol göstericidir.
Kansızlık, uyku apnesi ve ağır metal zehirlenmesi de DEHB’e benzer semptomlar gösterebilmektedir. Buna ek olarak kan değerlerindeki bazı eksiklikler de DEHB’in semptomlarını artırabilir. Bunlar magnezyum, B12, demir ve çinko eksiklikleridir. Bu sebeple DEHB’li kişilerin kan değerlerine de baktırması ve gereken takviyeleri kullanması önerilebilmektedir. Magnezyum için l-treonat formunun bilişsel süreçlerde olumlu etkisinin yanı sıra sitikolinin de odaklanmayı artırdığı gözlemlenmiştir. Bunun dışında omega-3 takviyeleri de düşünülebilir. Ancak bu değ
erlerin eksikliğinde DEHB oluşacağı gibi bir nedensellik yoktur veya bu takviyelerin DEHB’de kesin etkileri olduğu ile ilgili kanıtlar da azdır. Bu takviyeler kullanılacaksa doktor kontrolünde kullanılmalıdır ve ilaç yerine geçmezler.
DEHB’de ilaç kullanımı da en çok çekimser yaklaşılan konulardandır. Uyarıcı ilaçlar, atomoksetin, antidepresanlar ve antipsikotikler DEHB tedavisinde kullanılan ilaçlardandır. Uyarıcı ilaçlardan yalnızca ritalin, concerta ve medikinet Türkiye’ye ithal edilmektedir. İlaçların bağımlılık yapıp yapmadığı bu konudaki ana sorulardandır ve bunun cevabı ilaçlar bağımlılık yapmaz şeklinde olacaktır.
Çocuğunda DEHB olduğundan şüphelenen ebeveynlerin ilk yapması gereken şey, bir ruh sağlığı uzmanına gitmektir. DEHB’li bireylerin yaklaşık %75’i 2 yıl içinde ilaçları bırakmaktadır ancak ilaçları bırakırken bunun yine doktor gözetiminde yapılması gerektiği ve DEHB’in tamamen tedavi edilebilen bir durum olmadığı gerçeği gözden kaçırılmamalıdır. İkinci en önemli şey ise psikoeğitimdir, DEHB hakkında bilgi edinip, DEHB ile savaşmadan, onunla uzlaşmaktır.
Kaynak:
Sürücü, Ö. (2016). Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu: Anne-baba-öğretmen el kitabı. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.



Yorumlar